18 Ocak 2011 Salı

Ankara yolu ( anıtkabir gezi yazısı )

Günlerden Cumartesi evde oturuyoruz ve hatta uyumak üzere yataklarımızı hazırlıyoruz, birden kapı çalınca Annem biraz heyecanlandı ama bize belli etmemeye çalıştı.Malum geçenin saat 11 i ve kapı çalıyor.Beraber kapıya koştu gelen Amca dı.Anneme bir şeyler söyledi sonra bize döndü ve “ Hadi Anıtkabir i ziyarete gidiyoruz dedi” Çok şaşırmıştık.Beklemiyorduk.Kısa bir afallama dönemi sonrası kendimize geldik.
-Ama amca Pazartesi bizim sınvamız var.
-Yolda çalışırsınız hem hayatımız sınav bak şimdi Anıtkabir i göreceğiz orada yarın birgün tarih dersinden sınava gireceğinizde size lazım olacak bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz dedi ve önce Annemizi sonra bizi ikna etti.İçimizde büyük bir sevinç ve heyacan birbirine karışışmış mutluluktan havalara uçarak yol çıktık.Hem merak ettiğimiz gidip görmek istediğimiz ATA mızın istirahatgahını göreceğiz diye çok ama çok mutluyduk.

Yola çıktık.Gebze çıkışında mcam şimdi eski Ankara yolunu kullanırım ama orası bizim mahallenin yolları gibi çukur doludur gece gece ne olur ne olmaz biz Otoban dan gidelim dedi ve gişelerden geçerek Otoban a girdik.Yol sanki yeni ütülenmiş bir elbise gibi dümdüzdü hakikaten.Amcam yeni asfaltlama çalışması yapıldığını söyledi.Dilovasından geçerken kocaman kocaman fabrika bacalarından dumanlar çıkıyordu.Aslında bu bacaların bu bölgede ciddi hava kirliliğine neden olduğunu duyuyorduk ama ilkkez yanından geçiyorduk.
Bölgede özellikle kimya fabrikalarının çokluğu ve bu fabrikaların üretim yaparken ortaya çıkardıkları zehirli gazlar ne kadar yüksek ve filtre ediliş bacalardan dışarı salınsada bölge insanının soluduğu havaya karışmaya devam etmekteydi.
            Bir müddet sonra Hereke tabelasını görünce Amcam bize Hereke  nin nesi meşhur dedi.Biz sallamaya başladık.Elma sı , hava sı , adı falan filan derken amcam dünya ca ünlü el dokuması Halı ları dedi.Hereke den sonra İzmit e yaklaşınca bu sefer ben soru sırasını aldım.
İzmit in nesi meşhur diye?
Tabi herkes hep bir ağızdan Pişmaniye dedi ve şaşıran yine ben oldum çünkü herkesin aynı anda aynı cevabı vereceğini tahmin etmiyordum.Demek bu kadar meşhur du bu pişmaniye.İzmit i geçtikten sonra Adapazarı – Sapanca gölü – Düzce derken yapımı yıllar süren Türkiye nin en uzun tüneli ne yaklaştık.Bu tünel Bolu dağını delip karşıdan karşıya 3-4 dakika da geçemizi sağlıyan – eskiden aşılmaz bolu dağına tırmanarak geçip kışın saatlerce süren çileli yolları biten ülke ekonomisine çok ciddi kazanç sağlayan Bolu dağı tüneli ydi.
Tünel gerçekten çok güzel görünüyordu.Tünel içine girdiğimizde radyo daki ses birden kesildi ve bir bayan sesi duymaya başladık.
İşte bu sese amca dahil hepimiz şaşırmıştık.
-Sayın sürücü tünel içinde ikaz işaretlerine uyunuz , hızınız 70 km yi geçerse ceza kameralar tarafından tespit edilip adresinize gönderilecek.anonsu yapıyordu.Amcam anonsu duyar duymaz hızına bakmış olacak ki iyi biz ceza yemeyeceğiz demekki dedi.
Tünel bir ara hiç bitmeyecekmiş gibi geldi bize her tarafı aydınlatılmıştı sanki yeryüzündeki tüm yıldızları tünelinin içine koymuşlar ve tüneli aydınlatmalarını istemişler gibiydi.
Tünelde çıktıktan sonra bir mola yerinde amcam dinlenelim diye mola verdi.Bolu daki dinlenme tesisisinde Bolu ya özgü yerel tatlar vardı.Gözlemeler , tereyağlar, peynirler hep Bolu nun en meşhur çikolatası BOLÇİ.Bolu da dinlendikten sonra yolumuza devam ettik.Bolu da epeyde bir sisli yollardan geçmek zorunda kaldık.Yılın bu zamanında Bolu da sanki bulutlar yeryüzüne kadar inerlermiş.O yüzden Ekim – Kasım dan itibaren Nisan ayına kadar buralarda çok dikkatli araç kullanmak gerekirmiş.
           
Sabah saat:08 gibi Ankara ya girdik.Amcam bir taraftan yol güzergahını hatırlamaya çalışırken diğer taraftan arabayı kullanıp işte Kızılay  istikametine gideceğiz oradan Tandoğan ı bulduk u Anıtkabir i bulduk diye söyleniyordu.Anıtkabir aslında Ankara nın ta ortasındaymış.Derken 20 dakikalık bir seyahatten sonra Anıtkabir i gördük.
            Giriş kapısına geldiğimizde içimizdeki heyecan bir kat daha artmıştı.Sivil giyimli askerler bizlerden arabadan inip güvenlik kapısından içeriye girmemizi rica ettiler.Babaanneme ise – Teyze senin inmene gerek yok diyerek Askerimizin aynı zamanda ne kadar centilmen olduğunuda göstermiş oldular.Bizler güvenlik kapısından geçtikten sonra arabamıza bindik ve otoparka arabamızı park edip.Anıtkabir in Aslanlı yolunun tam karşısındaki diğer kapısından merdivenleri kullanarak çıktık.Kocaman bir meydan her tarafı sarı killi topraktan yapılmış mermerler ile kaplı.Duvarlarında eski insan figürleri derken ATA mızın mozolesinin bulunduğu alana girdik.Bu alana girince insanın için bir başka oluyor.Ülkemizin düşmanlardan kurtaran bizlere bugünkü özgürlüğümüzü kazandıran BÜYÜK ATATÜRK ün huzurundaydık.Önünden geçerken Babaannem hemen bir Fatiha süresi okumaya başladı sonrasında bizde ona eşlik ettik.Yavaş adımlar ile gezimize devam ederken bir taraftan da duvardaki yazıları okuyorduk.  Mozolenin olduğu alanda çıkınca bütün Ankara yı tepeden seyredebiliyorsunuz.Ankara kalesi – Ata kule  hepsi görünüyor.
Oradan çıktıktan sonra Anıtkabir müzesine girdik.müze de önce Atamızın kişisel eşyalarını ve Uluslar arası alanda o dönem yaşamış olan çeşitli ülke Krallarının , başbakanlarının atamıza duydukları hayranlığın göstergesi olan hediyelerini görebiliyorsunuz.Kurtuluş savaşımızın mizansenleri ve alt yapısında sesli canlandırmaları ile YURDUUZUN DÜŞman işgalinden nasıl kurtulduğunu çok daha iyi anlamamızı sağlayan görüntüleri izleyebiliyorsunuz.Müzenin sonunda anı defterini görünce anı defterini bir şeyler yazmak için hemen sıraya girdim.sıra bana geldiğinde ATA mıza duyduğum hayranlığı satırlara döktüm.Müzenin bu bölümünden çıktıktan sonra Ata mızın okuduğu ve kendi yazdığı kitapların sergilendiği bölümü geçiyorsunuz.Hayranlığınız bir kat daha artıyor.Müze turumuz bittikten sonra Aslanlı yolda yolun bir sağ tarafında bir sol tarafında yere oturmuş Aslan figürlerinin arasından yürümek istiyorsunuz.Çünkü yurdumuza gelip ATA mızı ziyaret eden tüm ülke temsilcileri bu yoldan yürüyerek Anıtkabire çıkabiliyor.Kendinizi bir an o şahsiyetlerin yerine koyuyorsunuz ve gururunuz bir kat daha artıyor.
Tüm gezi boyunca çektiğimiz resimler ile bu günümüz ölümsüzleştirdikten sonra Amcamıza kocaman bir öpücük kondurup teşekkür ediyoruz ve güzel bir öğlen yemeği yedikten sonra tekrar otoban üzerinden Gebze deki evimize geri dönüyoruz.Yolda amcam İzmit e uğrayıp eve pişmaniye getirmez isek evdekiler bize kızar diyor ve İzmit ten hediyelik Pişmaniyelerimizden de alıp Gururlu başıdik ve içindeki vatan sevgisi bir kat daha artmış yurttaşlar olarak akşam saat 21:00 civarında evimize varıyoruz.SENİ ASLA UNUTAYACAĞIZ / UNUTTURAYACAĞIZ ATAM.

Hiç yorum yok: